Ah, dünya kupası elemeleri—where dreams are made, nerves are tested, and a single mistake can send a nation into mourning. I’ve covered enough of these campaigns to know that success isn’t just about talent; it’s about strategy, preparation, and a little bit of luck. You won’t find any magic formulas here, just the cold, hard truths I’ve seen play out over decades. Teams that think they can coast through dünya kupası elemeleri with half-hearted efforts usually end up regretting it. The margins are razor-thin, and the stakes? Higher than ever.
I’ve seen managers overthink it, players underperform, and federations drop the ball. But I’ve also watched underdogs pull off miracles when they get the little things right. It’s not about flashy signings or hype—it’s about discipline, adaptability, and knowing your opponents better than they know themselves. If you’re serious about making an impact in these qualifiers, you’d better be ready to outwork, outthink, and outlast the competition. Because in the end, only the sharpest survive.
5 Adımda Dünya Kupası Elemelerinde Maksimum Başarı Nasıl Sağlanır?*

Dünya Kupası elemeleri, bir takımın en büyük hayali olan turnuvaya katılma şansını belirleyen bir saha savaşıdır. Ben bu oyunun içinden geçen 25 yılın deneyimiyle söyleyebilirim: sadece yetenekli oyuncularla değil, akıllı bir stratejiyle de kazanılır. İşte, elemelerde maksimum başarıyı nasıl sağlayacağınızı beş adımda anlatıyorum.
İlk adım, takımın potansiyelini doğru değerlendirmek. 2018’de Fransa, elemelerde 10 galibiyet, 1 beraberlik ve sadece 1 mağlubiyetle gruptan lider çıkarken, 2022’de ise 7 galibiyetle aynı başarıyı yakaladı. Fark nedir? Takımın durumuna göre stratejiyi ayarlamak. Genç bir kadroysanız, deneyimli oyuncularla desteklenmelisiniz. Yaşlı bir kadroysanız, genç kanatlarıyla yenilenmelisiniz.
| Deneyim Seviyesi | Strateji |
|---|---|
| Genç kadro | Deneyimli orta sahalarla denge kurmak |
| Deneyimli kadro | Genç kanatlarla yenilenmek |
| Karışık kadro | Oyuncuların potansiyelini en iyi şekilde kullanmak |
İkinci adım, rakip takımları analiz etmek. 2014’te Hollanda, elemelerde 9 galibiyet alarak turnuvaya katıldı, ancak turnuvada sadece 1 galibiyet aldı. Neden? Çünkü elemelerde güçlü rakip takımları çok az karşılaştı. Benim için, rakip takımların zayıf noktalarını bilmek, kendi güçlü noktalarınızı kullanmak anlamına gelir.
- Rakip takımların son 10 maçını izleyin. Oyun tarzlarını, taktiklerini ve zayıf noktalarını belirtin.
- Oyuncuların performanslarını analiz edin. Örneğin, bir takımın forveti, sol kanattan gelen pasları iyi kullanıyorsa, sol beklerinizle bu alanı kapatın.
- Maç öncesi taktik toplantılarınızı detaylı yapın. Oyuncularınzın ne beklediğini bilmeleri için.
Üçüncü adım, takımın fiziksel ve psikolojik hazırlığını sağlamak. 2010’da İspanya, elemelerde sadece 6 galibiyet almasına rağmen, turnuvada şampiyon oldu. Neden? Çünkü fiziksel ve psikolojik olarak hazırdı. Benim için, takımın fiziksel hazırlığını sağlamak, sadece antrenman yapmak değil, beslenme, uyku ve dinlenme düzenini de kontrol etmek anlamına gelir.
Dördüncü adım, takımın moralini yüksek tutmak. 2016’da Portekiz, elemelerde sadece 7 galibiyet almasına rağmen, turnuvada yarı finale kadar gitti. Neden? Çünkü takımın moralini yüksek tuttu. Benim için, takımın moralini yüksek tutmak, oyuncularınzın güvenini artırmak, onlara destek olmak ve onlara inanmak anlamına gelir.
Beşinci adım, takımın performansını izlemek ve iyileştirmek. 2018’de İngiltere, elemelerde 6 galibiyet almasına rağmen, turnuvada yarı finale kadar gitti. Neden? Çünkü takımın performansını izledi ve iyileştirdi. Benim için, takımın performansını izlemek ve iyileştirmek, maçları analiz etmek, oyuncuların performansını değerlendirmek ve takımın performansını iyileştirmek anlamına gelir.
Sonuç olarak, Dünya Kupası elemelerinde maksimum başarıyı sağlayacak takımlar, takımın potansiyelini doğru değerlendiren, rakip takımları analiz eden, takımın fiziksel ve psikolojik hazırlığını sağlamak, takımın moralini yüksek tutmak ve takımın performansını izlemek ve iyileştirmek adımlarını uygulayan takımlardır. Bu adımları uygulayarak, takımınızın Dünya Kupası elemelerinde maksimum başarıyı sağlayabilirsiniz.
Dünya Kupası Elemelerinde Başarıyı Engelleyen 3 Büyük Yanılgı*

Dünya Kupası elemelerinde başarılı olmak, sadece teknik yetenekle değil, zihinsel ve stratejik hazırlıkla da ilgilidir. On yıllar boyunca bu turnuvayı takip edip, analiz edip, hatta bazı takımların elemelerde çöküşünü yakından izledim. Ve bana göre, başarının önünde duran üç büyük yanılgı vardır. Bunlar, takımların ve teknik direktörlerin sık sık düşük puanlı maçlarda yapan hatalarıdır.
İlk yanılgı, ev sahibi avantajını aşırı değerlendirmektir. 2018’de Almanya, ev sahipliği yapmadığı elemelerde şok edici şekilde düşük performans sergiledi. İstatistiklere bakarsanız, son 20 yılda ev sahibi takım olarak elemelerde düşen takımların %15’i, yabancı sahalarda daha iyi performans gösterdi. Bu nedenle, ev sahipliği avantajını sadece bir faktör olarak görmek, değil, onu doğru şekilde kullanmak lazım.
- 2006-2022 arası: Ev sahibi takım olarak elemeleri geçemeyen takımların %12’si.
- 2018: Almanya, ev sahipliği yapmadığı elemelerde düşük performans sergiledi.
- 2014: Fransa, ev sahipliği yapmadığı elemelerde başarılı oldu.
İkinci yanılgı, oyuncuların forma şansı konusunda adil olmaktan kaçınmaktır. 2010’da İtalya, elemelerde düşük performans gösterdi ve bu, teknik direktör Marcello Lippi’nin oyuncu seçiminde yapılan hatalarla ilgiliydi. Oyuncuların forma şansı, sadece performansla değil, takım kimliğini de etkiler. Ben de bu konuda çok şey gördüm: bazı teknik direktörler, oyuncuların forma şansı konusunda adil olmaktan kaçınırlar ve bu, takımın performansını olumsuz etkiler.
| Takım | Oyuncu Seçimi Hatası | Sonuç |
|---|---|---|
| İtalya (2010) | Oyuncu seçiminde adaletsizlik | Elemeleri geçemedi |
| Hollanda (2018) | Oyuncu seçiminde adaletsizlik | Elemeleri geçemedi |
Üçüncü yanılgı, takım kimliğini ve oyuncuların yeteneklerini uyumlu hale getirememektir. 2014’te İspanya, elemelerde düşük performans gösterdi ve bu, takım kimliğini ve oyuncuların yeteneklerini uyumlu hale getirememekle ilgiliydi. Takım kimliği, oyuncuların yeteneklerini en iyi şekilde kullanmak için çok önemlidir. Ben de bu konuda çok şey gördüm: bazı teknik direktörler, takım kimliğini ve oyuncuların yeteneklerini uyumlu hale getirememekle başarısız olurlar.
- İspanya (2014): Takım kimliği ve oyuncuların yetenekleri uyumlu değil.
- Almanya (2018): Takım kimliği ve oyuncuların yetenekleri uyumlu.
- Fransa (2014): Takım kimliği ve oyuncuların yetenekleri uyumlu.
Bu üç yanılgı, Dünya Kupası elemelerinde başarılı olmak için aşılmalı olan engellerdir. Ev sahipliği avantajını doğru şekilde kullanmak, oyuncu seçimini adil yapmak ve takım kimliğini ve oyuncuların yeteneklerini uyumlu hale getirmek, başarının anahtarıdır. Ben de bu konuda çok şey gördüm ve bu yanılgılardan kaçınmak, takımın başarısını maximize etmek için çok önemlidir.
The Truth About: Elemelerde Teknik Direktörün Rolü ve Takımın Başarıya Etkisi*

Elemelerde teknik direktörün rolü, bir takımın Dünya Kupası yolculuğunda en kritik parça. I’ve seen managers turn mediocre squads into contenders, and others with star-studded rosters crash and burn. It’s not just about tactics—it’s about leadership, adaptability, and knowing when to trust your gut over the stats.
Take Gareth Southgate, for example. England’s 2018-2022 run wasn’t just about Harry Kane’s goals or the Three Lions’ defensive solidity. It was Southgate’s ability to manage egos, rotate players, and stick to a clear game plan. He didn’t chase glory; he built a system. And that’s the difference between a one-hit wonder and sustained success.
- Takım Kimliğini Belirlemek – Her elemelerde en iyi takımlar, bir kimliğe sahip. Almanya’nın 2014 öncesi kontrolü, İspanya’nın 2010’lu yıllardaki posizyon oyunu. Teknik direktör, bu kimliği oyunculara yansıtmalı.
- Kritik Kararlar Vermek – 2018’de Kroasyonya, Luka Modrić’i 90+ dakika oynatmayı seçti. Sonuç? Final. 2022’de, Fransa, Kylian Mbappé’yi yorarak finalde kaybetti. Detaylar, maçları kazanır.
- Psikolojik Dengeyi Sağlamak – Elemelerde, teknik direktörün en büyük düşmanı, basın ve hayranların baskısı. 2014’te Costa Rica, İtalya’yı elemeyi başardı. Neden? İtalya teknik direktörü, takımı psikolojik olarak hazırlamadı.
İstatistikler bunu doğrular: 2010-2022 arasında, elemeleri geçen takımların %72’si, teknik direktörü 2 yılı aşkın süredir görevdeydi. Kısa dönemli atamalar, istikrarsızlık getirir. Örneğin, 2018’de Kolombiya, José Pekerman’i 10 yıl sonra da görevde tuttu ve çeyrek finale yükseldi.
| Takım | Teknik Direktör | Elemelerde Performans |
|---|---|---|
| Almanya (2014) | Joachim Löw | 10 maçta 9 galibiyet, 1 beraberlik |
| İspanya (2010) | Vicente del Bosque | 10 maçta 6 galibiyet, 4 beraberlik |
| Arjantin (2022) | Lionel Scaloni | 8 maçta 6 galibiyet, 2 mağlubiyet |
Sonuç? Teknik direktörün rolü, sadece teknik değil, stratejik, psikolojik ve insan yönetimiyle ilgili. Elemelerde başarılı olmak için, bir teknik direktörün takımı sistematik bir şekilde hazırlaması ve oyuncuların potansiyelini maksimum vermesi gerekir. Ve bu, sadece bir maç değil, uzun süreli bir süreç.
Dünya Kupası Elemelerinde 7 Kayıtsız Kalma Stratejisi*

İki on yılı aşkın süredir dünya kupası elemelerinin içinden geçiyorum. Bu süreçte bir şeyi kesin olarak öğrendim: 7 kayıtsız kalma stratejisi, takımın performansını dönüştürmek için en etkili araçlardan biri. İstatistikler bunu doğrulamakta: 2018’den beri, elemelerde 7 maçta kaleyi temiz tutan takımlar, grup birinciliğinin %72’sini almış. Bu sayılar şaşırtıcı değil, çünkü bu strateji psikolojik ve taktik avantajlar sunar.
İlk olarak, defansif yapılandırma konusunda derinlemesine çalışın. İki defansif orta sahanın rolünü anlayın: Kanté ve Kovačić gibi oyuncular, topu kaybetmeyi engelleyerek karşı takımın şanslarını %40’a kadar azaltabilir. İşte bu, 7 kayıtsız kalma stratejisinin temelini oluşturur.
- Top kontrolü: Orta sahada %70’ten fazla top hakimiyeti sağlayın. Örneğin, 2022’de Fransa, elemelerde ortalama %68 top hakimiyetiyle 7 maçta kaleyi temiz tuttu.
- Defansif pozisyonlama: Kaleci ve defansın pozisyonları, karşı takımın şut çizgisinin dışında tutulmalı. Portekiz’in 2020 elemelerindeki 7 kayıtsız kalma serisi, bu prensibe dayanıyordu.
- Kontrataklar: Kayıtsız kalma, sadece savunma değil. Kontrataklar, rakibi yorar ve top hakimiyetini artırır. 2014’de Almanya, bu stratejiyle 6 maçta kaleyi temiz tuttu.
İstatistiksel olarak, 7 kayıtsız kalma serisi, takımın şanslarını gruptan çıkma olasılığını %85’e çıkarmakta. Ama bu, sadece rakibin şanslarını %15’e düşürmekle değil, takımın psikolojik güvenini de artırmakla ilgilidir. İki yıl önce, bir takımla çalışırken, 7 maçta kaleyi temiz tuttuk ve son maçta bile 1-0 galip geldik. Bu, sadece bir rakam değil, bir psikolojik baraj.
- Top kontrolü: Orta sahada %70’ten fazla top hakimiyeti sağlayın. Örneğin, 2022’de Fransa, elemelerde ortalama %68 top hakimiyetiyle 7 maçta kaleyi temiz tuttu.
- Defansif pozisyonlama: Kaleci ve defansın pozisyonları, karşı takımın şut çizgisinin dışında tutulmalı. Portekiz’in 2020 elemelerindeki 7 kayıtsız kalma serisi, bu prensibe dayanıyordu.
- Kontrataklar: Kayıtsız kalma, sadece savunma değil. Kontrataklar, rakibi yorar ve top hakimiyetini artırır. 2014’de Almanya, bu stratejiyle 6 maçta kaleyi temiz tuttu.
Bu stratejinin en büyük avantajı, rakibin psikolojisini kırmak. 7 maçta kaleyi temiz tutan bir takım, rakibinin şansını %15’e düşürür. Bu, sadece bir rakam değil, bir psikolojik baraj. İki yıl önce, bir takımla çalışırken, 7 maçta kaleyi temiz tuttuk ve son maçta bile 1-0 galip geldik. Bu, sadece bir rakam değil, bir psikolojik baraj.
Why: Elemelerde Psikolojik Hazırlık Takımın Performansını Nasıl Değiştirir?*

İlk başta, psikolojik hazırlık takımların performansını nasıl değiştirdiğini anlatırken, 2018 Dünya Kupası elemelerinde Türkiye’nin 1-0 kaybettiği İsveç maçını hatırlıyorum. O maçta, teknik detaylar haricinde bir şey yoktu. Takım, fiziksel olarak hazırdı, taktikler de düzgün çalışıyordu. Ama psikolojik olarak yıkılmışlardı. Bir maçtan önceki basın toplantısında, teknik direktörün “bu maçı kaybederse, elemeleri unutun” dediği sözler takımı basınla mücadele etmeye zorladı. Sonuç? 90 dakika boyunca gerilimli bir performans.
Buna karşı, 2014 Dünya Kupası elemelerinde Almanya’nın performansı harika bir örnek. Takım, maçtan önce “psikolojik dayanıklılık” çalışmaları yaptı. Örneğin, teknik direktör Joachim Löw, takımı “sıkıntı simülasyonları”na sokuyordu. Maçtan önce, oyunculara “90 dakika boyunca kritik kararlar vermeleri” için çeşitli senaryolar sunuluyordu. Sonuç? Almanya, elemeleri 10 galibiyetle tamamladı ve turnuvada da final oynadı.
İşte burada soru: Psikolojik hazırlık nasıl bir fark yaratıyor? İşte cevap:
- Gerilim yönetimi: Takımlar, maçtan önceki basın ve bekleyişi yönetemiyor. Örneğin, 2016’da Fransa, Euro elemelerinde 3 maç kaybetti. Sebebi? Oyuncuların basınla mücadele etmesi.
- Kendinden eminlik: 2010’da İspanya, elemeleri 6 galibiyetle tamamladı. Sebebi? Takım, maçtan önce “kendinden eminlik” çalışmaları yaptı.
- Takım kimliği: 2018’de Kroasyonya, elemeleri 7 galibiyetle tamamladı. Sebebi? Takım, “birbirlerine güven” çalışmaları yaptı.
Tablo 1: Psikolojik hazırlık ve performans arasındaki ilişki
| Takım | Psikolojik hazırlık | Eleme performansı |
|---|---|---|
| Almanya (2014) | Sıkıntı simülasyonları | 10 galibiyet |
| İspanya (2010) | Kendinden eminlik | 6 galibiyet |
| Kroasyonya (2018) | Takım kimliği | 7 galibiyet |
İşte burada, psikolojik hazırlığın ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Takımlar, fiziksel ve taktiksel hazırlıkları tamamladıktan sonra, psikolojik hazırlığa geçmelidir. Çünkü maçın son 10 dakikası, psikolojik dayanıklılıkla kazanılır.
İşte, bu konuda en önemli öğreti: Psikolojik hazırlık, teknik direktörün sorumluluğundadır. Takım, maçtan önce “psikolojik dayanıklılık” çalışmaları yapmalıdır. Çünkü maçın son 10 dakikası, psikolojik dayanıklılıkla kazanılır.
Dünya Kupası elemelerinde başarının anahtarı, disiplin, strateji ve takım çalışmasının birleşiminde yatmaktadır. Teknik yetenekleri geliştirdiğiniz gibi, psikolojik dayanıklılığı da güçlendirin, maçlar sırasında kararlılığınızı koruyun. Takım kimliğinizi güçlendirmek ve rakiplere karşı avantaj elde etmek için, taktikleri sürekli olarak analiz edin ve uyarlayın. Son olarak, her maçı bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirin, başarılıysanız da başarısızlığa uğrayın da, geleceğe yönelik planlarınızı güncelleyin.
Hangi strateji size en iyi sonuçlar verebileceğini düşünüyor musunuz?











































